Kaygıyı Kontrol Etmeye Çalışmak Kaygıyı Nasıl Artırır?
Kaygı yaşayan birçok kişi aynı noktada takılır:
“Kaygımı kontrol etmeye çalışıyorum ama daha da artıyor.”
“Nefesimi kontrol ettikçe nefesim daralıyor.”
“Kalbimi dinledikçe çarpıntı çoğalıyor.”
Bu yaşananlar tesadüf değildir. Kaygıyı kontrol etmeye çalışmak, anksiyete bozukluğunun en güçlü yakıtlarından biridir. Çoğu danışan bunu fark etmeden yapar ve iyi niyetle uyguladığı bu kontrol çabaları, kaygının kalıcı hale gelmesine neden olur.
Bu yazıda;
Kaygıyı kontrol etme ihtiyacının neden oluştuğunu,
Kontrol davranışlarının anksiyeteyi nasıl artırdığını,
Terapide bunun nasıl ele alındığını
detaylı şekilde ele alacağız.
Kaygı Kontrol Edilmesi Gereken Bir Sorun mu?
Toplumda yaygın bir inanç vardır:
“Kaygı olmaması gereken bir şeydir.”
Oysa kaygı, beynin doğal bir koruma mekanizmasıdır. Tehlike algılandığında devreye girer ve bedeni hazırlar. Sorun kaygının varlığı değil, beynin yanlış alarm vermesidir.
Anksiyete bozukluğunda beyin şunu öğrenmiştir:
“Ortada net bir tehlike olmasa da tetikte kal.”
Kişi de buna karşılık şunu yapar:
“O zaman ben her şeyi kontrol etmeliyim.”
İşte kaygı–kontrol döngüsü burada başlar.
Kontrol İhtiyacı Kaygıda Nasıl Ortaya Çıkar?
Kaygı yaşayan kişiler genellikle şu alanları kontrol etmeye çalışır:
Nefesini
Kalp atışını
Düşüncelerini
Duygularını
Bedensel belirtilerini
Zihninden geçenleri
Bu kontrol çabası şundan doğar:
“Kontrol etmezsem kötü bir şey olur.”
Bu düşünce, anksiyetenin temel varsayımıdır.
Kaygıyı Kontrol Etmeye Çalışmak Neden Ters Etki Yapar?
1. Beyne “Tehlike Var” Mesajı Gider
Her kontrol davranışı beyine şunu söyler:
“Burada ciddi bir risk var.”
Örneğin:
Sürekli nefesini kontrol etmek
Kalp atışını dinlemek
“Şu an kaygı var mı?” diye taramak
Beyin bunu şöyle yorumlar:
“Demek ki gerçekten tehlikeli bir durum var.”
Sonuç: Kaygı artar.
2. Dikkat Sürekli Bedene ve Zihne Odaklanır
Kaygı, dikkatle beslenir.
Ne kadar çok dinlersen, o kadar güçlenir.
Kalbe odaklan → çarpıntı artar
Nefese odaklan → nefes daralır
Zihne odaklan → düşünceler hızlanır
Bu, danışanların en çok şaşırdığı ama terapide en hızlı fark edilen noktalardan biridir.
3. Kontrol Edemedikçe “Başaramıyorum” İnancı Güçlenir
Kontrol etmeye çalışıp başaramadığında kişi şunu düşünür:
“Demek ki daha kötüyüm”
“Bir şeyler yolunda değil”
“Bu kaygı geçmeyecek”
Bu düşünceler:
Umutsuzluğu artırır
Depresif belirtileri besler
Kaygıyı daha da kalıcı hale getirir
4. Kaygı = Düşman Öğrenilir
Kaygı kontrol edilmeye çalışıldıkça zihin şunu öğrenir:
“Kaygı tehlikelidir, ondan kurtulmalıyım.”
Bu da kaygıyı daha korkutucu hale getirir.
Oysa terapide hedef tam tersidir: Kaygıyı düşman olmaktan çıkarmak.
“Ama Kontrol Etmezsem Ya Olursa?” Düşüncesi
Bu düşünce çok tanıdıktır:
“Kontrol etmezsem bir şey kaçırırım.”
Bu, belirsizliğe tahammülsüzlük ile ilgilidir.
Anksiyete bozukluğunda kişi şunu ister:
“%100 emin olmak.”
Ama hayatın hiçbir alanında %100 garanti yoktur:
Sağlık
İlişkiler
Gelecek
Kaygı geçmiyorsa çoğu zaman sebep budur: Belirsizlikle kalamamak.
Terapide Kontrol Döngüsü Nasıl Ele Alınır?
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)
BDT’de şu farkındalık kazandırılır:
Kontrol davranışları kısa vadede rahatlatır
Uzun vadede kaygıyı artırır
Danışanla birlikte:
Hangi davranışların kontrol amaçlı yapıldığı
Hangilerinin kaygıyı beslediği
adım adım çalışılır.
Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)
ACT şunu öğretir:
Kaygıyı kontrol etmeye çalışmak yerine
Onunla birlikte hareket edebilmek
Temel cümle şudur:
“Kaygı var ve ben yine de hayatıma devam edebilirim.”
Bu yaklaşım, kaygının gücünü ciddi şekilde azaltır.
Mindfulness ve Farkındalık Çalışmaları
Mindfulness:
Kontrol etmeyi değil
Gözlemlemeyi öğretir
Düşünce gelir → fark edilir → geçer.
Müdahale edilmez.
Bu, beyine yeni bir öğrenme kazandırır:
“Kaygı tehlikeli değil.”
İstanbul’da Kaygı ve Kontrol Döngüsü ile Çalışmak
İstanbul’da özellikle Kadıköy, Suadiye ve Bağdat Caddesi çevresinde psikolog arayan birçok danışan, tam olarak bu problemle gelir:
“Kaygımı kontrol etmeye çalışıyorum ama artıyor.”
Doğru terapi sürecinde:
Kontrol davranışları fark edilir
Kademeli olarak bırakılır
Kaygı kendi kendine azalmaya başlar
Bir psikolog, kaygıyı yok etmeyi değil, kaygının hayatı yönetmesini durdurmayı hedefler.
Kaygı Kontrol Edilerek Değil, Alan Açılarak Azalır
Kaygıyı kontrol etmeye çalışmak, iyi niyetli ama yanlış bir stratejidir.
Kaygı:
Bastırıldıkça
Kontrol edildikçe
Dinlendikçe
daha çok güçlenir.
Gerçek iyileşme şuradan başlar:
“Kaygı var ama ben onunla savaşmak zorunda değilim.”
Doğru psikolog desteği ve bilimsel terapi yöntemleri ile kaygı:
Kurumsal psikolojik danışmanlığa ne zaman başvurmalı başlıklı site içeriğine Uzman Klinik Psikolog Yusuf Yerli´nin kişisel web sitesinden hemen erişebilirsiniz.
Kaygının Nedenleri Nelerdir? Kaygının Sebepleri ve diğer hususları bugün sizler için Uzman Klinik Psikolog Yusuf Yerli web sitesinde yayınladık. Hemen inceleyebilir ve benzer sebeplere sahipseniz destek alabilirsiniz.
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Tedavisi için Caddebostan ve çevresinde hizmetinizdeyiz. Web sitemizden konu ile alakalı detaylı bilgilere erişebilir ve anında randevu talebi oluşturabilirsiniz.