OKB mi Vesvese mi? Aradaki Farklar

OKB mi Vesvese mi? Arasındaki Fark Nasıl Anlaşılır?
 
“Aklıma kötü bir düşünce geldi; bu vesvese mi?”, “İbadeti doğru yaptığımdan emin olamıyorum, dini OKB olabilir mi?”, “Bu düşünce şeytandan mı geliyor, yoksa psikolojik bir sorun mu?” Bu soruların cevabını ararken bir süre rahatlıyor, ardından başka bir ayrıntı yüzünden yeniden kuşkuya düşüyor olabilirsiniz.
Günlük dilde “vesvese” sözcüğü; kuşku, kuruntu, istemsiz düşünce veya iç sıkıntısı gibi farklı deneyimleri anlatmak için kullanılır. Obsesif Kompulsif Bozukluk ise obsesyonların ve bunlara yanıt olarak yapılan davranışsal ya da zihinsel kompulsiyonların oluşturduğu klinik bir tablodur. Bu nedenle vesvese ile OKB aynı şey değildir. Ancak kişinin vesvese dediği düşünceler, bazı durumlarda OKB döngüsünün bir parçası olabilir.

 Kısa Cevap: Her vesvese OKB değildir. Geçici ve istenmeyen düşünceler birçok kişide görülebilir. OKB açısından belirleyici olan yalnızca düşüncenin içeriği veya oluşturduğu kaygı değildir. Düşünceyi kesinleştirmek için tekrarlanan kontroller, zihinsel analizler, kaçınma, güvence arama ve bunların günlük yaşam üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilir.

Vesvese Ne Demektir?
Vesvese, günlük ve dini dilde farklı anlamlarda kullanılan bir sözcüktür. İnsanlar kararsızlık, kuruntu, istenmeyen düşünce, gereksiz kuşku veya içsel huzursuzluk yaşadıklarında bunu “vesvese” olarak adlandırabilir.
Bu sözcük psikiyatri ve klinik psikolojide tek başına bir tanı değildir. Dolayısıyla “Vesvese geliyor” diyen herkesin ruhsal bir bozukluğu olduğu söylenemez. İnsan zihni zaman zaman kişinin değerleriyle uyuşmayan, anlamsız, rahatsız edici veya garip düşünceler üretebilir.
Örneğin bir kişinin aklına ibadet sırasında ilgisiz bir görüntü gelebilir. Kapıyı kilitleyip kilitlemediğinden kısa süreli kuşkulanabilir veya sevdiği biri hakkında istemediği bir düşünce yaşayabilir. Düşünce gelip geçiyor ve kişi hayatına devam edebiliyorsa bu deneyim tek başına OKB anlamına gelmez.
Sorun çoğu zaman düşüncenin varlığından çok, kişinin düşünceyi nasıl yorumladığı ve ardından ne yaptığıyla belirginleşir.

Obsesyon ile Vesvese Aynı Şey mi?
Obsesyon; kişinin istemediği hâlde tekrar eden, kaygı veya rahatsızlık oluşturan düşünce, görüntü ya da dürtülerdir. Kişi çoğu zaman bu zihinsel içeriği bastırmaya, etkisizleştirmeye veya kesin bir sonuca bağlamaya çalışır.
Vesvese ise daha geniş ve gündelik bir kavramdır. Bazen obsesyonu, bazen sıradan bir kuşkuyu, bazen de genel bir endişeyi anlatmak için kullanılabilir. Bu nedenle iki kelime her zaman birbirinin yerine geçmez.
Kavram
Temel anlamı
Tek başına tanı mıdır?
Sık görülen özellik
Geçici istenmeyen düşünce
Zihne kendiliğinden gelen düşünce veya görüntü
Hayır
Gelir, bir süre sonra önemini kaybedebilir
Vesvese
Gündelik veya dini dilde kuşku ve kuruntu
Hayır
Kişiden kişiye farklı anlamlarda kullanılır
Obsesyon
İstenmeyen ve tekrar eden düşünce, görüntü veya dürtü
Tek başına yeterli değildir
Kişi düşünceye yüksek önem verebilir
Kompulsiyon
Kaygıyı azaltmak veya kesinlik kazanmak için yapılan tekrar
Tanı değerlendirmesinin parçasıdır
Kısa süreli rahatlama sağlar
OKB
Obsesyon ve/veya kompulsiyonlarla seyreden klinik bozukluk
Klinik değerlendirme gerektirir
Zaman kaybı, sıkıntı veya işlev kaybı oluşturabilir
Dini OKB
Dini ve ahlaki temaların merkezde olduğu OKB görünümü
Klinik değerlendirme gerektirir
Günah, niyet, ibadet ve inanç hakkında kesinlik aranabilir
Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü, OKB’yi kontrol edilmesi güç ve tekrarlayan obsesyonlarla, aşırı veya tekrarlayıcı kompulsiyonların görülebildiği bir bozukluk olarak tanımlar. Bununla birlikte herkesin zaman zaman bir konuyu yeniden düşünmesinin veya kontrol etmesinin OKB anlamına gelmediğini vurgular.

OKB mi Vesvese mi Olduğunu Belirleyen Nedir?
Ayırım yalnızca “Düşünce ne kadar kötü?” veya “Ne kadar kaygılandım?” sorularıyla yapılmaz. Çok rahatsız edici bir düşünce geçici olabilir; daha az yoğun görünen bir kuşku ise saatler süren ritüellere yol açabilir.
Klinik değerlendirmede aşağıdaki özellikler birlikte incelenir:
  • Düşüncenin ne sıklıkta tekrar ettiği
  • Düşünceye ve ritüellere ayrılan süre
  • Kişinin kesinlik kazanmak için neler yaptığı
  • Davranışların esnek olup olmadığı
  • Kontrol, araştırma ve güvence aramanın tekrarlanması
  • Düşünce nedeniyle ortaya çıkan kaçınmalar
  • İbadet, iş, okul, ilişki ve sosyal yaşamın etkilenmesi
  • Kişinin ritüeli yapmadığında yaşadığı baskı
  • Belirtilerin sürekliliği ve farklı temalara yayılması
Geçici vesvese veya olağan kuşku
OKB döngüsünü düşündürebilecek özellik
Düşünce gelir ve kişi bir süre sonra hayatına dönebilir.
Düşünce cevaplanmasına rağmen yeniden gündeme gelir.
Belirsizlik belirli ölçüde taşınabilir.
Yüzde yüz kesinlik bulunmadan rahatlamak mümkün görünmez.
Kontrol sınırlı kalır.
Kontrol, tekrar, araştırma veya zihinsel analiz giderek artar.
Davranış koşullara göre esneyebilir.
Davranış belirli sayıya, sıraya veya “tam hissetme” şartına bağlanır.
Günlük yaşam belirgin biçimde daralmaz.
İbadet, ilişki, iş veya sosyal yaşam etkilenir.
Bilgi almak soruyu kapatabilir.
Alınan her cevap yeni bir kuşku üretir.
Bu tablo kendi kendinize tanı koymak için kullanılmamalıdır. OKB tanısı, tek bir belirtiye değil belirtilerin bütününe ve oluşturduğu işlev kaybına göre değerlendirilir.

Dini Vesvese mi, Dini OKB mi?
Dini hassasiyet, ibadete önem vermek veya günah işlemekten sakınmak hastalık değildir. Dua etmek, tövbe etmek, abdest almak veya bir din görevlisine soru sormak da kendiliğinden kompulsiyon sayılmaz.
Ayırım davranışın dini görünümünden çok psikolojik işlevine göre yapılır. Kişi ibadetini inancı ve değerleri doğrultusunda mı gerçekleştiriyor, yoksa kaygıyı tamamen sıfırlamak ve hiçbir kuşku bırakmamak için mi tekrar ediyor? Davranış esnek mi, yoksa belirli sayıda ve “tam doğru hissetme” zorunluluğuyla mı yapılıyor?
Değer odaklı dini davranış
OKB döngüsünde kompulsiyon işlevi görebilen davranış
İbadet kişinin inancı doğrultusunda ve genel ölçüler içinde yapılır.
İbadet, en küçük kuşkuda baştan alınır veya defalarca tekrarlanır.
Hata ihtimali belirli ölçüde taşınabilir.
Hatasız olduğundan kesin emin olmadan ibadet sonlandırılamaz.
Dini bilgi bir kez alınarak uygulanabilir.
Aynı soru farklı kişilere tekrar tekrar sorulur.
Dua anlam ve bağ kurma amacı taşır.
Dua yalnızca kötü düşünceyi iptal etmek için belirli sayıda tekrarlanır.
Kişi ibadet sonrasında yaşamına dönebilir.
İbadet sonrası niyet, duygu ve kelimeler saatlerce analiz edilir.
Uygulama kişinin inanç topluluğuyla genel olarak uyumludur.
Kişi kendisinden başkalarının uygulamadığı kesinlik şartları talep eder.

International OCD Foundation, dini ve ahlaki obsesyonlarla seyreden scrupulosity örüntüsünde kişinin günah işleyip işlemediği, Tanrı’yı kızdırıp kızdırmadığı veya yeterince saf olup olmadığı konusunda aşırı kesinlik arayabildiğini belirtmektedir.
Dini OKB’nin değerlendirilmesi, kişinin inancını küçümsemek veya değiştirmek amacı taşımaz. Tedavinin hedefi kişiyi daha az dindar yapmak değil; inanç ile kaygıyı sıfırlamaya yönelik kompulsiyonları birbirinden ayırabilmektir.

“Bu Düşünceler Şeytandan mı Geliyor?” Sorusu Psikolojik Açıdan Nasıl Ele Alınır?
Psikoloji bir düşüncenin metafizik veya dini kaynağı hakkında hüküm veremez. “Bu düşünce kesinlikle şeytandan geliyor” ya da “Kesinlikle gelmiyor” demek psikolojik değerlendirmenin sınırlarını aşar.
Klinik açıdan değerlendirilebilecek alan, düşüncenin ardından oluşan döngüdür. Düşüncenin kaynağını kesinleştirmek için saatlerce araştırma yapmak, aynı soruyu farklı din görevlilerine yöneltmek veya her düşünce sonrasında tövbe ve dua tekrarlamak kısa süreli rahatlama sağlıyor olabilir.
Buradaki amaç dini açıklamaları çürütmek değildir. Amaç, kişinin cevap arama davranışının özgür bir dini tercih mi, yoksa kaygıyı tamamen yok etmeye çalışan tekrarlayıcı bir ritüel mi olduğunu anlamaktır.
Bir düşüncenin zihne gelmesi psikolojik açıdan o düşüncenin niyet, arzu, inanç veya davranış olduğu anlamına gelmez. Fakat bu cümleyi her yeni düşüncede rahatlamak için tekrar etmek de zamanla zihinsel güvenceye dönüşebilir. Terapi, bütün düşünceleri tek tek masum ilan etmek yerine her zihinsel içeriği açıklama zorunluluğunu azaltmayı hedefler.

Sürekli Vesveseyi Hangi Davranışlar Besler?
Kişi çoğu zaman rahatsızlığın yalnızca düşünceden kaynaklandığını düşünür. Oysa düşünceyi etkisizleştirmek için yapılan davranışlar, döngünün sürmesinde önemli rol oynayabilir.

Davranışsal kompulsiyonlar
Abdesti veya namazı tekrar etmek, aynı dini soruyu farklı kişilere sormak, belirli kelimeleri yeniden söylemek, tetikleyici ortamlardan kaçınmak ya da ibadeti bırakmak davranışsal tepkiler arasında bulunabilir.
Bu davranışların kompulsiyon olup olmadığı dışarıdan nasıl göründükleriyle belirlenmez. Örneğin abdest almak olağan bir dini uygulamadır. Fakat kişi en küçük bedensel duyumda abdesti baştan alıyor ve yeterince emin olana kadar bunu tekrar ediyorsa davranış kaygıyı sıfırlama işlevi kazanmış olabilir.

Zihinsel kompulsiyonlar
Zihinsel kompulsiyonlar dışarıdan fark edilmeyebilir:
  • Niyetin doğru olup olmadığını tekrar tekrar incelemek
  • Aklından geçen kötü sözü içinden düzeltmek
  • Düşünceyi dua veya başka bir düşünceyle etkisizleştirmek
  • Günah işleyip işlemediğini zihninde tartışmak
  • Geçmiş ibadetlerin geçerli olup olmadığını kontrol etmek
  • “Ben inançlı biriyim” şeklinde kendine güvence vermek
  • Düşünce sırasında ne hissettiğini ölçmek
  • Dini kaynakları aynı cevap için tekrar tekrar okumak
Zihinsel analiz dışarıdan görünmediği için kişi saatlerini bu uğraşa ayırdığı hâlde kompulsiyon yapmadığını düşünebilir.

Güvence ve fetva arama
Dini bir konuda güvenilir bilgi almak olağan bir davranıştır. Sorun, cevabın bilgi edinmek yerine kaygıyı tamamen yok etmek için tekrar tekrar aranmasıyla başlar.
Kişi aynı soruyu farklı hocalara yöneltebilir, internet videolarını karşılaştırabilir veya daha önce aldığı cevabın kendi durumuna tam uyup uymadığını sorgulayabilir. Her yeni cevap kısa süreli rahatlatır; ardından cevabın doğruluğu veya eksikliği hakkında başka bir kuşku oluşabilir.
Tepki
Kısa vadeli sonuç
Uzun vadeli etkisi
İbadeti tekrar etmek
“Şimdi doğru oldu” hissi verebilir.
Doğruluk hissine duyulan ihtiyaç artar.
İçinden tövbe veya dua tekrarlamak
Kötü düşüncenin etkisizleştiği hissedilir.
Düşünce daha tehlikeli algılanabilir.
Aynı soruyu yeniden sormak
Geçici kesinlik sağlar.
Bir sonraki kuşkuda dış güvence ihtiyacı artar.
Düşünceyi bastırmak
Kısa süreli uzaklaştırabilir.
Düşüncenin geri gelip gelmediği daha çok izlenir.
Tetikleyicilerden kaçınmak
Kaygıyla karşılaşılmaz.
Tetikleyicinin tehlikeli olduğu inancı korunur.
Niyeti analiz etmek
Geçici bir cevap bulunabilir.
Niyet daha belirsiz ve kuşkulu hâle gelir.

Terapi Odasından: Abdestin Doğru Olduğundan Emin Olamamak
Anonim bir danışan, abdest sırasında bir uzvunu yıkayıp yıkamadığından kuşkulandığında baştan başlıyordu. Zamanla abdest süresi uzamış ve kişi namaza yetişememekten korkmaya başlamıştı. Yakınları “Takılma, abdestin oldu” dediğinde rahatlıyor; sonraki ibadette aynı güvenceyi yeniden istiyordu.
Terapide dini hüküm verilmedi. Kişinin benimsediği dini ölçüler ile OKB’nin eklediği kesinlik şartları birbirinden ayrıldı. Çalışma, olağan uygulamayı tamamladıktan sonra “tam oldu” hissini beklememek ve kuşkuya rağmen tekrar yapmadan ibadete devam etmek üzerine planlandı.
Terapi Odasından: Aklına Küfür Gelmesini İnanç Kaybı Saymak
Başka bir anonim danışanın zihnine ibadet sırasında istemediği küfürlü ifadeler geliyordu. Kişi bu düşünceleri inancını kaybettiğine ilişkin bir kanıt gibi yorumluyor, ardından içinden doğru cümleyi tekrarlıyor ve saatlerce “Bunu gerçekten istemiş olabilir miyim?” diye analiz ediyordu.
Terapide düşüncenin içeriğini sürekli çürütmek yerine içinden düzeltme ve niyet kontrolü ele alındı. Danışanın düşüncenin varlığına izin verirken ibadeti baştan almadan sürdürebilmesi hedeflendi. Amaç belirli bir inancı doğrulamak değil, zihinsel içeriğe verilen kompulsif yanıtı azaltmaktı.
Küfür içerikli dini obsesyonları daha dar kapsamda ele alan Küfür Obsesyonu Nedir? yazısı bu örüntüyü ayrıntılı biçimde açıklamaktadır.

Terapi Odasından: “Vesvese” Denilen Kontrol Döngüsü
Anonim bir danışan yaşadığı durumu dini olmayan bir anlamda “vesvese” olarak tanımlıyordu. Evden çıktıktan sonra ocağın kapalı olduğunu biliyor, fakat “Ya yanlış gördüysem?” düşüncesiyle geri dönüyordu. Fotoğraf çekmeye başladıktan sonra bu kez fotoğrafın o güne ait olup olmadığından kuşkulanmıştı.
Terapide düşüncenin gerçek olasılığını tekrar hesaplamak yerine kontrolün kısa ve uzun vadeli işlevi incelendi. Danışan, klinik olarak planlanan basamaklarla olağan kontrolü yaptıktan sonra fotoğraf çekmeden evden ayrılmayı ve kuşkuyu çözmeden gününe devam etmeyi çalıştı.
Bu örnek, vesvese sözcüğünün yalnızca dini düşünceler için kullanılmadığını ve asıl ayırıcı noktanın düşüncenin temasından çok sürdürücü döngü olduğunu gösterir.

OKB ve Sürekli Vesvese Terapide Nasıl Ele Alınır?
Öncelikle ayrıntılı bir değerlendirme yapılır. Düşüncelerin içeriği kadar davranışsal ve zihinsel kompulsiyonlar, kaçınmalar, güvence arama, belirtilerin süresi ve günlük işlev üzerindeki etkisi incelenir.

Bilişsel Davranışçı Terapi
Bilişsel Davranışçı Terapi’de kişinin düşünceye yüklediği anlam ele alınır. “Aklımdan geçtiyse gerçekten istemiş olabilirim”, “İnançlı biri asla böyle düşünmez” veya “Yüzde yüz emin olmadan devam edersem sorumsuz olurum” gibi değerlendirmeler fark edilir.
Amaç kişinin her düşüncesine yeni bir açıklama üretmek değildir. Düşüncenin bir kanıt gibi görülmesi, aşırı sorumluluk, düşünce-eylem eşitlemesi ve mutlak kesinlik ihtiyacı üzerinde çalışılır.

Maruz bırakma ve tepki önleme
ERP, kişinin uygun biçimde planlanan tetikleyicilerle karşılaşırken kompulsiyonlara yanıt vermemeyi öğrenmesini içerir. Zihinsel ritüeller, araştırma ve güvence arama da tepki önleme sürecine dâhil edilir.
Dini OKB’de ERP kişinin desteklenebilir dini değerlerini ihlal ettirmek veya onu inancından uzaklaştırmak amacıyla uygulanmaz. International OCD Foundation, inanca duyarlı ERP’de sağlıklı ve uyarlanabilir dini korkular ile OKB’nin oluşturduğu patolojik korkuların ayrılmasını önermektedir.
Uygulama; ibadeti olağan biçimde tamamladıktan sonra tekrar etmemek, alınmış güvenilir cevabı yeniden sormamak veya istenmeyen düşünce geldiğinde zihinsel düzeltme yapmadan mevcut etkinliğe dönmek gibi adımlar içerebilir. Çalışmalar kişiye özel ve kademeli planlanmalıdır.
ERP’nin hedefi yalnızca kaygının düşmesini beklemek değildir. Kişi belirsizlik sürerken de kompulsiyona yanıt vermemeyi ve yaşamına devam etmeyi öğrenir.

ACT ve değerlerle uyumlu yaşam
Kabul ve Kararlılık Terapisi, düşüncenin kaynağı ve doğruluğuyla yapılan sonsuz tartışma yerine düşünceyle kurulan ilişkiye odaklanır. Kişi “Bu düşünce geldi ve zihnim benden kesin cevap istiyor” diyerek düşünceyi fark edebilir.
Ardından kaygının tamamen geçmesini beklemeden değer verdiği davranışa yönelir. Dini bir kişi için bu değer; samimiyet, ibadet, merhamet veya toplumsal katkı olabilir. Terapi, değerleri OKB’nin koyduğu katı kesinlik kurallarından ayırmayı destekler.
Terapi yaklaşımı
Hedef
Uygulamada ele alınan alan
BDT
Düşünceye yüklenen aşırı anlamı değerlendirmek
Düşünce-eylem eşitlemesi, sorumluluk ve kesinlik ihtiyacı
ERP
Kuşku varken kompulsiyona yanıt vermemek
Tekrar, kontrol, güvence ve zihinsel nötralizasyon
ACT
Düşünceyle daha esnek bir ilişki kurmak
Belirsizliğe alan açmak ve değerlere dönmek
İnanca duyarlı çalışma
Dini değer ile OKB kuralını ayırmak
Olağan dini uygulama ve kaygı odaklı tekrarların ayrımı
Psikiyatrik değerlendirme
Belirti şiddeti ve eşlik eden sorunları değerlendirmek
İşlev kaybı, depresyon ve tıbbi tedavi gereksinimi
Belirtiler ağırsa veya depresyon gibi başka sorunlar eşlik ediyorsa psikiyatrik değerlendirme tedavi planına eklenebilir. İlaç tedavisine ilişkin kararlar psikiyatri hekimi tarafından kişiye özel verilmelidir.

Yakınlar ve Din Görevlileri Nasıl Yardımcı Olabilir?
Yakınlar kişinin sıkıntısını küçümsememeli; fakat her kuşkuda kesin güvence vererek döngüye katılmamalıdır. “Bunda hiçbir şey yok” cevabı kısa süreli rahatlatabilir, ancak kişi bir sonraki düşüncede yeniden aynı cevaba ihtiyaç duyabilir.
Daha dengeli bir yaklaşım şöyle olabilir:
“Bu sorunun seni zorladığını görüyorum. Fakat aynı güvenceyi tekrar vermemizin kuşkuyu büyüttüğünü de fark ediyoruz. Daha önce belirlediğin ölçüye göre devam etmene destek olabilirim.”
Din görevlisinin rolü dini ölçü hakkında güvenilir ve sınırlı bilgi sunmak olabilir. Ruh sağlığı uzmanı ise tekrar, kaçınma, kesinlik arama ve kompulsiyon döngüsünü değerlendirir. Gerektiğinde, kişinin izniyle ve gizlilik sınırları korunarak iki alan arasında iş birliği yapılabilir.

Vesvese İçin Ne Zaman Psikoloğa Gidilmeli?
Düşünceler ve bunlara verilen tepkiler günün önemli bir bölümünü kaplıyor, ibadetlerinizi uzatıyor, işinizi veya ilişkilerinizi etkiliyor ya da sürekli güvence aramanıza yol açıyorsa klinik değerlendirme yararlı olabilir.
Aşağıdaki durumlar özellikle dikkate alınmalıdır:
  • Aynı ibadeti veya davranışı defalarca tekrarlamak
  • Dini ya da ahlaki konularda mutlak kesinlik aramak
  • İstenmeyen düşünceler nedeniyle ibadetten veya sosyal yaşamdan kaçınmak
  • Saatlerce araştırma ve zihinsel analiz yapmak

İlginizi Çekebilecek Diğer Bloglar