Sürekli Kavga Ediyoruz: İlişkide Tartışmalar Nasıl Azalır?
“Ne konuşsak tartışmaya dönüyor”, “Aynı konuyu yüz kere konuştuk ama hiçbir şey değişmedi”, “Beni anlamıyor; ben de artık kendimi anlatamıyorum.” Sürekli kavga ediyoruz diyorsanız, tartışmalarınız farklı konulardan çıkıyor gibi görünse bile her seferinde benzer bir yoldan ilerliyor olabilir: biri eleştiriyor, diğeri savunmaya geçiyor; biri konuşmak için yaklaşıyor, diğeri uzaklaşıyor; sesler yükseldikçe asıl ihtiyaç görünmez hâle geliyor.
Çiftlerin anlaşmazlık yaşaması tek başına ilişkinin sağlıksız olduğunu göstermez. Belirleyici olan yalnızca ne sıklıkta tartıştığınız değil; tartışma sırasında güvenliğin ve saygının korunup korunmadığı, sonrasında onarım yapılıp yapılmadığı ve sorunların birlikte ele alınıp alınamadığıdır.
Kısa Cevap: Sürekli kavga çoğu zaman tek bir problemden değil, tekrar eden etkileşim döngüsünden beslenir. Konu para, ev işi veya aile olabilir; fakat döngü genellikle eleştiri, savunma, geri çekilme, anlaşılmama ve yeniden tepki verme üzerinden ilerler. Çözüm kimin haklı olduğunu kanıtlamaktan çok, döngüyü fark etmek, yükselen tartışmayı güvenli biçimde durdurmak ve asıl ihtiyacı konuşabilmektir.
Sürekli Kavga Ediyoruz: Bu Normal mi?
Her yakın ilişkide beklenti, ihtiyaç ve değer farklılıkları ortaya çıkar. Tartışmanın varlığı değil, tartışmanın işlevi önemlidir. Çift bir anlaşmazlığı konuşup birbirini daha iyi anlayabiliyor, somut bir karar alabiliyor ve duygusal teması yeniden kurabiliyorsa çatışma ilişkinin gelişimine hizmet edebilir.
Tartışmalar sürekli aşağılamaya, korkutmaya, günlerce cezalandırıcı sessizliğe veya fiziksel tehdide dönüşüyorsa bunu “Her çift kavga eder” diyerek normalleştirmek doğru değildir. Sağlıklı çatışma ile zarar veren çatışma arasındaki temel farklar şöyledir:
Sağlıklı anlaşmazlık
Yıpratıcı çatışma
Belirli bir konu konuşulur.
Karaktere saldırılır: “Sen zaten böylesin.”
Taraflar sırayla konuşabilir.
Söz kesme, bağırma ve tehdit baskındır.
Mola, geri dönmek amacıyla verilir.
Susma, cezalandırma veya kontrol aracı olur.
Hata kabulü ve onarım mümkündür.
Amaç kazanmak, utandırmak veya boyun eğdirmektir.
Sınırlar ve fiziksel güvenlik korunur.
Korkutma, eşya kırma, takip veya fiziksel şiddet vardır.
Şiddet, tehdit, cinsel zorlama, ekonomik kontrol, takip veya güvenliğinizi sınırlayan davranışlar varsa konu yalnızca iletişim sorunu değildir. Öncelik güvenliktir; yazının ilerleyen bölümündeki güvenlik açıklamasını dikkate alın.
Neden Sürekli Aynı Konular Yüzünden Kavga Ediyoruz?
Tekrarlayan kavgaların görünen ve görünmeyen iki katmanı bulunabilir. Görünen katmanda ev işi, para, telefon kullanımı, çocuklar, cinsellik, aileler veya birlikte geçirilen zaman vardır. Görünmeyen katmanda ise “Ben önemli miyim?”, “Sana güvenebilir miyim?”, “Bu ilişkide sözümün değeri var mı?” veya “Yalnız mı kalacağım?” gibi duygusal anlamlar yer alabilir.
Örneğin dağınık bırakılmış bir masa bir partner için yalnızca eşya düzenidir. Diğeri için “Yük yine benim omzumda” anlamına gelebilir. Sorun yalnızca masa üzerinden konuşulduğunda eşler aynı ayrıntıya takılır; altında bulunan adalet, görülme ve ortaklık ihtiyacı duyulmaz.
Görünen tartışma konusu
Bir partnerin yüklediği anlam
Diğer partnerin yüklediği anlam
Ev işleri
“Bu ilişkiyi tek başıma taşıyorum.”
“Ne yapsam yeterli bulunmuyor.”
Para
“Geleceğimiz güvende değil.”
“Kontrol ediliyorum, özgür değilim.”
Telefon
“Benimle ilgilenmiyor.”
“Sürekli denetleniyorum.”
Aileler
“Beni ailene karşı korumuyorsun.”
“Benden ailemi reddetmem isteniyor.”
Cinsellik
“İstenmiyorum.”
“Baskı altındayım ve anlaşılmıyorum.”
Bu anlamlar partnerin gerçek niyeti olmak zorunda değildir. Ancak tartışma sırasında varsayım gibi değil kesin gerçek gibi ele alındığında savunma ve saldırı hızlanır.
Terapi Odasından: Bulaşık Tartışmasının Altındaki Yalnızlık
Anonimleştirilmiş bir örnekte çift, her akşam mutfak düzeni nedeniyle tartışıyordu. Partnerlerden biri “Hiç sorumluluk almıyorsun” diye yaklaşıyor, diğeri “Yaptığım hiçbir şeyi görmüyorsun” diyerek odadan çıkıyordu. Yaklaşan taraf uzaklaşmayı umursamazlık; uzaklaşan taraf eleştiriyi yetersizlik kanıtı sayıyordu.
Terapide bulaşık paylaşımının yanında döngü de görünür hâle getirildi: yalnız hisseden partner daha sert talep ediyor, yetersiz hisseden partner geri çekiliyor, geri çekilme yalnızlık hissini büyütüyordu. Çalışma, yalnızca görev listesi hazırlamakla kalmadı; talebi suçlama yerine somut ihtiyaçla ifade etmek ve moladan sonra konuşmaya geri dönmek üzerine kuruldu.
İlişkide Kavga Döngüsü Nasıl Büyür?
Tartışma çoğunlukla tek bir cümleyle başlamaz. Öncesinde yorgunluk, birikmiş kırgınlık, zaman baskısı veya daha önce tamamlanmamış konuşmalar bulunabilir. Tetikleyici geldiğinde partnerin davranışı hızla yorumlanır: “Beni önemsemiyor”, “Yine kontrol etmeye çalışıyor” veya “Bütün suç bana kalacak.”
Bu yorum öfke, kaygı, incinme veya çaresizlik yaratır. Duygu doğrudan ifade edilmediğinde eleştiri, alay, savunma, ses yükseltme veya geri çekilme ortaya çıkar. Partner de bu tepkiye karşı kendi korunma biçimini kullanır ve döngü karşılıklı olarak beslenir.
Tetikleyici → olumsuz anlam → yoğun duygu → korunma tepkisi → partnerin tetiklenmesi → daha güçlü tepki
Döngü biçimi
Bir tarafın tepkisi
Diğer tarafın tepkisi
İki tarafın ortak korkusu
Takip etme–geri çekilme
Hemen konuşmak, ısrar etmek
Susmak, uzaklaşmak
Bağın kopması veya kontrol edilmek
Eleştiri–savunma
Hata ve eksikleri sıralamak
Açıklama yapmak, karşı suçlamak
Değersiz veya haksız görülmek
Kazanma–kaybetme
Kanıt toplamak, son sözü söylemek
Aynı sertlikle karşılık vermek
Güçsüz kalmak
Kırgınlık biriktirme
Eski olayları yeniden açmak
“Yine geçmişi getiriyorsun” demek
Acının hiç anlaşılmaması
Döngüyü görmek sorumluluğu eşitlemek anlamına gelmez. Her partner kendi davranışından sorumludur. Özellikle tehdit veya şiddet bulunan ilişkilerde “İkiniz de döngünün parçasısınız” ifadesi zararlı davranışın sorumluluğunu belirsizleştirmemelidir.
Birbirimizi Neden Anlayamıyoruz?
Yoğun tartışma sırasında dinlemek yerini cevap hazırlamaya bırakabilir. Partner konuşurken kişi cümlenin tamamını değil, kendisini suçlayan kısmı duyar. Niyet ve etki birbirine karışır: “Seni üzmek istemedim” demek, davranışın üzmediği anlamına gelmez; “Üzüldüm” demek de partnerin bilinçli olarak üzmek istediğini kanıtlamaz.
Görünmeyen iletişim tepkileri de çatışmayı sürdürür: partnerin zihnini okuma, geçmişten karşı kanıt toplama, haklılığını içinden prova etme, özür cümlesindeki kusuru arama veya konuşma bitince olayı saatlerce analiz etme. Dışarıdan sessizlik gibi görünen süreç, içeride yoğun bir dava hazırlığı olabilir.
Sağlıklı dinleme, partnerin yorumuna katılmak değildir. Önce onun deneyimini doğru anlayıp anlamadığınızı kontrol etmektir: “Telefonla ilgilenmem sende ikinci planda kaldığın hissini oluşturmuş; doğru mu anladım?” Bu cümle davranışla ilgili bütün sorumluluğu kabul etmek zorunda olmadan deneyimi görünür kılar.
Terapi Odasından: Para Kavgasında Güven ve Özgürlük
Bir başka anonim örnekte çift, her harcama sonrasında tartışıyordu. Bir partner ayrıntılı hesap soruyor; diğeri harcamaları söylememeye başlıyordu. İlk partner bunu güvensizlik sebebi, ikinci partner ise sürekli denetlenmenin sonucu olarak görüyordu.
Terapide paranın her iki kişi için aynı şeyi temsil etmediği fark edildi. Birinde güvenlik ve geleceği koruma, diğerinde bağımsızlık ve yetişkin olarak saygı görme ihtiyacı öndeydi. Çift, gizleme ve sorgulama döngüsünün yerine ortak bütçe sınırları, kişisel harcama alanları ve önceden kararlaştırılmış bilgilendirme eşiği oluşturdu. Amaç bir tarafı haklı çıkarmak değil, güvenlik ile özgürlüğü aynı planda temsil etmekti.
Tartışma Büyürken Ne Yapmalıyız?
Sesler yükseliyor, aynı cümleler tekrarlanıyor ve taraflar artık yeni bilgi duyamıyorsa konuşmayı sürdürmek çözüm üretmeyebilir. Bu noktada mola vermek kaçmak değil, konuşmayı daha güvenli koşullarda devam ettirmek için düzenleme aracı olabilir.
Etkili bir mola dört unsur içerir:
Molanın amacını söyleyin: “Bu konudan kaçmıyorum; şu an sağlıklı konuşamıyorum.”
Geri dönüş zamanı belirleyin: “Saat 20.30’da yeniden konuşalım.” Belirsiz biçimde çekip gitmek terk edilme hissini artırabilir.
Mola sırasında kavgayı sürdürmeyin: Mesajla suçlama göndermek, ortaklara şikâyet etmek veya karşı kanıt hazırlamak sakinleşmeye yardımcı olmaz.
Döndüğünüzde tek konu seçin: Geçmişteki bütün dosyaları aynı konuşmaya taşımayın.
Mola fiziksel güvenliği sağlamak için veriliyorsa geri dönme zorunluluğu yoktur. Tehdit, şiddet veya korku varsa güvenli bir yere geçmek ve destek istemek önceliklidir.
Sağlıklı Tartışma Nasıl Olur?
Sağlıklı tartışmanın amacı hiç kızmamak değil; kızgınlık içinde dahi sınırları koruyabilmektir. Konuşmaya karakter değerlendirmesiyle değil, belirli bir olayla başlayın: “Sen bencilsin” yerine “Dün plan değiştiğinde haber alamayınca yalnız bırakılmış hissettim.”
Bir konuşmada şu sırayı kullanabilirsiniz:
Gözlenebilir olayı söyleyin.
Sizde oluşan duyguyu adlandırın.
Yüklediğiniz anlamı kesin gerçek gibi değil, yorum olarak ifade edin.
Somut ve uygulanabilir bir talep kurun.
Partnerin cevabını özetleyerek doğru anlayıp anlamadığınızı kontrol edin.
“Bundan sonra beni hep düşün” belirsiz bir taleptir. “Planın değişirse mümkün olduğunda bana kısa mesaj atmanı istiyorum” daha gözlenebilir ve konuşulabilir bir istektir. Ben dili tek başına yeterli değildir; “Ben senin bencil olduğunu düşünüyorum” cümlesi hâlâ suçlamadır.
Kavga Ettikten Sonra Ne Yapmalıyız?
Onarım, tartışma hiç yaşanmamış gibi davranmak değildir. Önce tarafların sakinleşmesi, ardından kendi paylarını savunma eklemeden söylemesi gerekir: “Sesimi yükseltmem doğru değildi” cümlesi, “Ama sen de beni kızdırdın” ile devam ettiğinde etkisini kaybedebilir.
İyi bir onarım görüşmesinde dört soru yardımcı olabilir:
O anda ne hissettim ve neye ihtiyaç duydum?
Partnerimin davranışına hangi anlamı yükledim?
Benim tepkim döngüyü nasıl büyüttü?
Bir sonraki sefer farklı yapabileceğim gözlenebilir davranış nedir?
Özür, yalnızca niyeti anlatmaz; etkinin görülmesini ve mümkünse telafiyi içerir. Affetme ise talep edilecek bir hak değildir. Özellikle güven ihlallerinde onarım, tutarlı davranış ve zaman gerektirebilir.
Terapi Odasından: Aileler Üzerinden Sadakat Savaşı
Anonim bir çift, her hafta sonu hangi aileyle görüşüleceği konusunda kavga ediyordu. Bir partner eşinin ailesine sınır koymamasını “Beni seçmiyor” diye yorumluyor; diğeri sınır talebini “Ailemden vazgeçmem isteniyor” şeklinde yaşıyordu. Konuşma hızla kimin ailesinin daha problemli olduğuna dönüyordu.
Terapide tartışmanın altında eşe sadakat ile kök aileye aidiyetin birbirine rakip hâle geldiği görüldü. Çift, sınır ihlallerini somutlaştırdı, birlikte alınacak kararları ayırdı ve aile ziyaretleri için öngörülebilir bir plan oluşturdu. Çalışma, partneri ailesinden koparmaya değil, çift sınırını korurken aidiyet ihtiyacına da yer açmaya odaklandı.
Sürekli Kavga Etmek Ayrılık Sebebi mi?
Bu sorunun herkes için tek bir cevabı yoktur. Tartışmanın sıklığından daha çok güvenlik, saygı, sorumluluk alma, onarım kapasitesi ve iki tarafın değişim isteği değerlendirilmelidir. Bir ilişkiyi sürdürme veya bitirme kararı terapist tarafından verilmez.
Kendinize şu soruları sorabilirsiniz: Sorun konuşulduğunda davranış değişikliği oluyor mu? İki taraf da kendi payını görebiliyor mu? Sınırlar ihlal edildiğinde sorumluluk alınıyor mu? İlişkide düşüncelerinizi korkmadan söyleyebiliyor musunuz? Çatışmanın dışında yakınlık, iş birliği ve güven alanları hâlâ mevcut mu?
Sadakatsizlik, bağımlılık, ağır ruhsal belirtiler veya kronik aile müdahalesi varsa genel iletişim önerileri tek başına yeterli olmayabilir. Sorunun niteliğine uygun değerlendirme gerekir.
Çift Terapisi İşe Yarar mı?
Aile ve çift terapisi, hakem belirlemek veya kimin daha suçlu olduğuna karar vermek değildir. Terapide etkileşim örüntüsü, duygusal ihtiyaçlar, ilişki tarihi, bireysel hassasiyetler ve somut sorun çözme becerileri birlikte ele alınabilir.
Çift terapisine ilişkin randomize çalışmalar, davranışsal ve bütünleştirici davranışçı çift terapilerinin ilişki sıkıntısı yaşayan bazı çiftlerde iletişim ve ilişki doyumunda iyileşmeyle ilişkili olabildiğini göstermektedir. Bununla birlikte hiçbir yaklaşım her çift için sonuç garantisi vermez; terapiye uygunluk, hedefler, güvenlik ve iki tarafın katılımı değerlendirilir. Randomize klinik çalışma, uzun dönem izlem.
Terapide kullanılabilecek yaklaşımlar arasında bütünleştirici davranışçı çift terapisi, bilişsel-davranışçı yöntemler, duygu odaklı ve sistemik çalışmalar bulunabilir. Yöntem, çiftin ihtiyacına ve terapistin yetkinliğine göre seçilir. Hedefler şunları içerebilir:
Hangi Durumlarda Çift Terapisi Yerine Önce Güvenlik Değerlendirilmelidir?
Fiziksel şiddet, cinsel zorlama, tehdit, korkutma, takip, ağır ekonomik kontrol veya partnerin konuşmasının misilleme riski taşıdığı durumlarda ortak görüşme güvenli olmayabilir. Dünya Sağlık Örgütü, partner şiddetini fiziksel saldırının yanında cinsel zorlama, psikolojik istismar ve kontrol davranışlarını da kapsayan bir sağlık ve insan hakları sorunu olarak ele alır.
Şiddetin bulunduğu ilişkide sorun eşit bir “iletişim hatası” değildir. National Domestic Violence Hotline, istismar devam ederken çift danışmanlığının mağdur açısından risk oluşturabileceğini belirtir. Böyle bir durumda güvendiğiniz kişilerle temas kurmak, bireysel profesyonel destek ve güvenlik planı oluşturmak önceliklidir. Türkiye’de acil tehlike varsa 112’yi arayın; destek için KADES ve Alo 183 gibi yerel kanallardan yararlanabilirsiniz.
Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?
Tartışmalar aynı döngüde tekrarlanıyor, özürler davranış değişikliğine dönüşmüyor, çocuklar çatışmaya maruz kalıyor veya duygusal ve cinsel yakınlık belirgin biçimde azalıyorsa değerlendirme yararlı olabilir. Taraflardan birinde depresyon, yoğun kaygı, öfke kontrolü, madde kullanımı veya travma belirtileri varsa bireysel destek de çift çalışmasına eşlik edebilir.
Terapiye gelmek için ilişkinin ayrılık noktasına ulaşmasını beklemek gerekmez. Çiftler, döngü henüz yerleşmeden iletişim ve sınır becerilerini geliştirmek için de başvurabilir.
Sık Sorulan Sorular
Eşimle sürekli kavga ediyoruz; bu sevgimizin bittiğini mi gösterir?
Hayır, tek başına tartışma sıklığı sevginin bittiğini göstermez. Birikmiş kırgınlıklar, anlaşılmama, stres veya tekrar eden etkileşim döngüsü etkili olabilir. Ancak saygı, güven, yakınlık ve onarım isteğinin durumu önemlidir. İlişkinin bütünü tek bir belirti üzerinden değerlendirilemez.
Küçük şeylerden neden büyük kavga çıkarıyoruz?
Küçük olaylar çoğu zaman daha eski veya daha temel bir anlamı tetikler. Geç kalmak “Önemsenmiyorum”, unutulan iş “Yalnız bırakılıyorum” şeklinde yorumlanabilir. Tartışmanın görünen konusuyla duygusal anlamını ayırmak, tepkinin neden olaydan daha büyük olduğunu anlamaya yardımcı olur.
Her konuşmamız kavgayla bitiyorsa konuşmayı bırakmalı mıyız?
Tamamen konuşmamak kısa süreli sessizlik sağlar fakat uzaklığı artırabilir. Konuşmanın zamanını, süresini ve biçimini değiştirmek daha işlevlidir. Yükselme başladığında geri dönüş saati belirlenmiş mola verilebilir. Güvenlik riski varsa konuşmayı sürdürmek yerine güvenli alana geçmek önceliklidir.
Aynı konuyu kaç kez konuşmak gerekir?
Belirli bir sayı yoktur. Aynı konuşma yeni bilgi, davranış değişikliği veya somut anlaşma üretmiyorsa tekrar etmek yerine yöntemi değiştirmek gerekir. Konuyu daraltmak, tarafların ihtiyacını belirlemek ve takip edilebilir bir anlaşma oluşturmak yararlı olabilir. Sürekli döngü oluşmuşsa çift terapisi düşünülebilir.
Sağlıklı tartışmada ses hiç yükselmez mi?
Sesin kısa süre yükselmesi tek başına ilişkinin sağlıksız olduğunu kanıtlamaz. Önemli olan korkutma, aşağılama ve tehdit bulunup bulunmadığı; tarafların kendini durdurabilmesi ve onarım yapabilmesidir. Ses yükseldikçe dinleme kapasitesi kayboluyorsa konuşmaya ara vermek daha güvenlidir.
Tartışma sırasında partnerim susup gidiyor; ne yapmalıyım?
Geri çekilme bazen sakinleşme, bazen kaçınma veya cezalandırma işlevi görebilir. Partnerinizin peşinden tartışmayı sürdürmek yükselmeyi artırabilir. Mola talebinin konuşmaya dönme zamanı içermesini isteyin. Günlerce açıklamasız susma ve cezalandırıcı uzaklaşma ayrıca ele alınmalıdır.
Kavga ettikten sonra ilk adımı kim atmalı?
İlk adımı atmak bütün suçu kabul etmek değildir. Kendi payını görebilen taraf onarımı başlatabilir. İdeal olarak iki partner de zamanla sorumluluk alabilmelidir. Tek kişinin sürekli özür dilediği, diğerinin hiç sorumluluk üstlenmediği ilişkilerde karşılıklılık ve güç dengesi değerlendirilmelidir.
Çocukların yanında tartışmak onları etkiler mi?
Çocuklar yalnızca sözcükleri değil, ses tonunu, korkuyu ve sonrasında ilişkinin nasıl onarıldığını da fark eder. Tehdit, hakaret ve şiddete tanık olmaları zararlıdır. Anlaşmazlık yaşandıysa çocuğu taraf tutmaya zorlamadan, sorumluluğun yetişkinlerde olduğunu ve güvende olduğunu yaşına uygun biçimde açıklamak önemlidir.
Çift terapisine partnerim gelmezse ne yapabilirim?
İlişki iki kişilik olsa da kendi tepkilerinizi, sınırlarınızı ve kararlarınızı bireysel terapide çalışabilirsiniz. Tek kişinin değişimi bütün ilişkiyi garantiyle düzeltmez; fakat döngüdeki kendi payınızı ve seçeneklerinizi daha net görmenize yardımcı olabilir. Şiddet varsa önce bireysel güvenlik desteği alınmalıdır.
Çift terapisi ilişkiyi mutlaka kurtarır mı?
Hayır. Çift terapisi sonuç garantisi vermez ve amacı ilişkiyi her koşulda sürdürmek değildir. Bazı çiftler yakınlığı ve iş birliğini güçlendirmeye, bazıları ise ilişki hakkında daha sağlıklı karar vermeye çalışır. Sonuç; sorunların niteliğine, güvenliğe, katılıma ve değişim isteğine göre farklılaşır.
Sürekli kavga etmek ayrılmamız gerektiği anlamına mı gelir?
Bu kararı yalnızca tartışma sayısı belirlemez. Güvenlik, saygı, sorumluluk alma, davranış değişikliği ve ortak çaba değerlendirilmelidir. Şiddet veya korku varsa öncelik ilişkiyi onarmak değil güvenliği sağlamaktır. Ayrılık kararı kişisel ve bağlamsaldır; terapist sizin yerinize karar vermez.
Kavganın Karşısında Değil, Döngünün Karşısında Durmak
Sürekli tartışan çiftlerde iki taraf da çoğu zaman duyulmak, önemsenmek veya güvende hissetmek ister; fakat kullandıkları korunma yöntemleri birbirlerini daha fazla tetikler. Değişim, kimin kötü olduğunu bulmaktan çok ilişkinin hangi anda raydan çıktığını ve her partnerin o anda neyi farklı yapabileceğini görmekle başlar.
Tekrarlayan çatışmalar ilişkinizi yıpratıyor fakat konuşmalarınız çözüm üretmiyorsa profesyonel değerlendirmeden yararlanabilirsiniz. Uzman Klinik Psikolog Yusuf Yerli ile İstanbul Kadıköy/Suadiye’de yüz yüze veya online çift terapisi seçenekleri hakkında iletişime geçebilirsiniz.
Bu içerik Uzman Klinik Psikolog Yusuf Yerli tarafından klinik deneyim ve güncel bilimsel kaynaklar doğrultusunda hazırlanmıştır. Bilgilendirme amaçlıdır; psikolojik değerlendirme veya terapi yerine geçmez.
Doktor "Bir şeyiniz yok." dediği hâlde rahatlayamıyor musunuz? Sürekli hasta olduğunuzu düşünüyor, internette hastalık araştırmadan duramıyor veya en küçük belirtiyi ciddi bir hastalık olarak yorumluyor olabilirsiniz. Bu yazıda sağlık
Kadıköy´de Anksiyete Bozukluğu Tedavisi Psikologu olarak sizlerin hizmetinde olmaktan gurur duyuyoruz. Web sitemizde merak ettiğiniz bir çok bilgi yer alıyor, hemen kısa bir gezintiye çıkarak bilgi sahibi olun.
İstanbul´da Anksiyete Bozukluğu Tedavisi için bir psikolog arayışındaysanız, doğru adrestesiniz. Psikolog Yusuf Yerli´nin web sitesinden anında bilgi alabilir ve randevu için sitesindeki irtibat kanallarını hemen kullanabilirsiniz.